— Dean Koontz, Midnight (via flentes)
— No one, ever. (via hamins)
— Haruki Murakami, The Wind-Up Bird Chronicle (via odaro)
— ö.s.ö (via happinesssecrets)
30th May, Wednesday (4:59pm) Reblog +bazen “ben de terkedip gidebilsem keşke” diyorum
içimde bir istanbul var ondan vazgeçemiyorum
belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden
yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum
hayat bu işte:
kanatlanıp gitmek dururken
dört duvar içinde hapsolursun
yaşamak için bir neden ararken
ölmek için bulursun..
ZAMANINDA YAŞAMALI HAYATI…
Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa “Bu işin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama.
Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü.
Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap.
Çünkü…
Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü.
Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Aşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda.
Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.
Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı.
Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları.
Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını.
Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.
— Ece Temelkuran
Sen olup biteni anlamadan en büyük düşmanın olur küçükken yanında yatan kardeşin… Kardeşlik bile evlenene kadarmış.
30th May, Wednesday (4:14pm) Reblog +çocuklardan nefret ettiğimi söylemiş miydim!
30th May, Wednesday (3:57pm) Reblog +