Even as a child, she had preferred night to day, had enjoyed sitting out in the yard after sunset, under the star-speckled sky listening to frogs and crickets. Darkness soothed. It softened the sharp edges of the world, toned down the too-harsh colors. With the coming of twilight, the sky seemed to recede; the universe expanded. The night was bigger than the day, and in its realm, life seemed to have more possibilities.

— Dean Koontz, Midnight (via flentes)

1st June, Friday (7:42am) Reblog +
FINALLY, I can link my Facebook account to my Tumblr account so all my friends and family can see what I do online all day!

— No one, ever.  (via hamins)

31st May, Thursday (3:48am) Reblog +

“I don’t want to think about my future.”

“I don’t want to think about my future.”

I’d be smiling and chatting away, and my mind would be floating around somewhere else, like a balloon with a broken string.

— Haruki Murakami, The Wind-Up Bird Chronicle  (via odaro)

31st May, Thursday (3:46am) Reblog +

31st May, Thursday (3:32am) Reblog +

31st May, Thursday (3:23am) Reblog +
Hayata iyi tarafından bakmam gerektiğini söylediler. Yaptım, hiçbir şey yoktu..

— ö.s.ö (via happinesssecrets)

30th May, Wednesday (5:06pm) Reblog +
hayat bu işte

brc-a:

bazen “ben de terkedip gidebilsem keşke” diyorum
içimde bir istanbul var ondan vazgeçemiyorum
belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden
yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum


hayat bu işte:
kanatlanıp gitmek dururken
dört duvar içinde hapsolursun
yaşamak için bir neden ararken
ölmek için bulursun..

30th May, Wednesday (4:59pm) Reblog +

ZAMANINDA YAŞAMALI HAYATI…

Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa “Bu işin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama.

Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü.

Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap.
Çünkü…

Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü.

Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Aşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda.

Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.

Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı.
Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları.
Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını.
Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.

— Ece Temelkuran

30th May, Wednesday (4:23pm) Reblog +

 

: (

:(

30th May, Wednesday (4:16pm) Reblog +

Sen olup biteni anlamadan en büyük düşmanın olur küçükken yanında yatan kardeşin… Kardeşlik bile evlenene kadarmış.

30th May, Wednesday (4:14pm) Reblog +

çocuklardan nefret ettiğimi söylemiş miydim! 

30th May, Wednesday (3:57pm) Reblog +
, speed); }} function is_fixed_supported() { var container=document.body; if (document.createElement